Danıştay 14. Dairesi'nin 2015/3716 E., 2016/669 K. sayılı kararında, idari para cezalarına karşı dava açma süresinin başlangıcı ve özel kanunlardaki sürelerin genel kanunlara üstünlüğü nasıl yorumlanmıştır? Özellikle işlemin tebliğ edildiği günün hesaplamaya dahil edilip edilmemesi hususunu değerlendiriniz.
Danıştay 14. Dairesi'nin 2015/3716 E., 2016/669 K. sayılı kararında, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 25. maddesinde idari yaptırım kararlarına karşı 'tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabileceği' hükmü bulunmaktadır. Kararda, İYUK madde 7'deki genel dava açma süresi olan altmış günün aksine, özel kanunda (2872 sayılı Kanun) farklı bir süre (30 gün) öngörüldüğü ve bu özel sürenin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. En önemli nokta, özel kanunda 'tebliğ tarihini izleyen günden itibaren' gibi bir ifade bulunmaması nedeniyle, otuz günlük özel dava açma süresinin hesabında 'işlemin tebliğ edildiği günün de dikkate alınması gerektiği' sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, 30.05.2013 tarihinde tebliğ edilen işleme karşı en son 28.06.2013 tarihinde dava açılması gerekirken, 01.07.2013 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi sonucu hukuka uygun bulunmuştur. Karşı oy ise, 'izleyen günden itibaren' ifadesi olmasa dahi genel hukuk kaideleri gereği tebliğ gününün hesaba katılmaması gerektiğini savunmuştur.