HMK madde 282'nin gerekçesi, bilirkişinin oy ve görüşünün hâkim açısından 'takdiri delil' niteliği taşıdığını belirtmektedir. Bu takdiri delil niteliği ne anlama gelmektedir ve hâkimin bilirkişi raporuna rağmen aksi yönde karar verebilmesinin temel dayanakları nelerdir? Hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkeleriyle ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259673

HMK madde 282'nin gerekçesi, hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğini hüküm altına alarak, bilirkişi görüşünün bağlayıcı değil, 'takdiri delil' niteliğinde olduğunu belirtir. Bu, hâkimin bilirkişi raporunda yer alan özel ve teknik bilgilerden hareketle dahi, raporun sonucunun yanlış olduğu kanısına varması halinde, gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine karar verebileceği anlamına gelir. Gerekçede belirtildiği üzere, aksi bir anlayış hâkimi bilirkişi raporuyla hüküm arasında bir aracı haline getirir ki, bu durum hukuk devleti ve onun bir görünüm biçimi olan yargı bağımsızlığı (Anayasa m. 2 ve 138) ile bağdaşmaz. Bu, hâkimin vicdani kanaatine ve diğer delillerle birlikte tüm dosya kapsamına dayanarak bağımsız bir karar verme yetkisini koruması ilkesinin bir tezahürüdür.