Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/10899 E. sayılı kararında, ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali davasında, ehliyetsizlik sabit olursa davanın 'tüm iştirakçilerin katılımıyla ve terekeye iade şeklinde açılmadığından' reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumun hukuki dayanağı nedir ve 'pay oranında tescil' talebi neden kabul görmemektedir?
Bu durumun hukuki dayanağı, Türk Medeni Kanunu'nun 'elbirliği mülkiyeti' (iştirak halinde mülkiyet) ile ilgili hükümleridir (TMK m. 701 vd.). Mirasbırakanın ölümüyle birlikte, terekesi (tüm malvarlığı) mirasçılara bir bütün olarak geçer ve mirasçılar tereke üzerinde elbirliğiyle hak sahibi olurlar. Elbirliği mülkiyetinde, mirasçıların malvarlığı üzerinde tek başlarına tasarruf etme veya payları oranında talepte bulunma hakları yoktur; tüm kararların ve işlemlerin (örneğin dava açma) oybirliğiyle yapılması gerekir. Karardaki olayda, ehliyetsizlik nedeniyle yapılan temlikin iptali halinde, iptal edilen taşınmaz payı mirasbırakanın terekesine geri dönecektir. Terekeye dönen bir mal üzerindeki mülkiyet de elbirliği mülkiyeti olacaktır. Davacı, bu nedenle, tek başına kendi 'miras payı oranında' tescil talep edemez. Çünkü tereke henüz taksim edilmemiştir ve hangi malın hangi mirasçıya düşeceği belli değildir. Hukuken doğru olan, davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması (veya bir mirasçının açtığı davaya diğerlerinin katılması/onay vermesi) ve talebin, tapunun iptal edilerek 'terekeye iadesine' (yani, tekrar mirasbırakan adına tesciline) yönelik olmasıdır. Terekeye iade sağlandıktan sonra, mirasçılar kendi aralarında yapacakları bir taksim sözleşmesi veya açacakları bir ortaklığın giderilmesi davası ile paylarını alabilirler. 'Pay oranında tescil' talebi, elbirliği mülkiyetinin doğasına aykırı olduğu ve henüz taksim edilmemiş bir malvarlığı üzerinde paylı mülkiyete geçişi andıran bir sonuç doğuracağı için kabul görmemektedir.