CMK m. 286/2(d) hükmü 28.02.2018'de 7165 sayılı kanunla yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme öncesi ve sonrası arasındaki temel fark nedir ve bu değişikliğin temyiz edilebilirlik üzerindeki etkisi ne olmuştur?
7165 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinde CMK m. 286/2(c) (eski), 'İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları'nın temyiz edilemeyeceğini belirtiyordu. Bu hüküm, çok geniş yorumlanıyor ve ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırıp ilk defa mahkumiyet kararı veren BAM kararlarının dahi, eğer suçun üst sınırı 2 yıl veya daha az ise temyiz edilememesi sonucunu doğuruyordu. Bu durum, özellikle AİHM ve AYM'nin 'tek bir mahkeme tarafından mahkum edilme' (beraat sonrası ilk mahkumiyetin denetimsiz kalması) konusundaki hassasiyetleri ile çelişiyordu. 28.02.2018 tarihli ve 7165 sayılı kanunla yapılan ve mevcut (d) bendini oluşturan düzenleme ile bu hükme çok önemli bir istisna getirildi: 'İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere...'. Bu değişikliğin temel etkisi şudur: Artık, suçun üst sınırı iki yıl veya daha az olsa bile, eğer BAM, ilk derece mahkemesinin beraat, düşme, ceza verilmesine yer olmadığı gibi bir kararını kaldırarak 'ilk defa bir mahkûmiyet hükmü' kuruyorsa, bu mahkûmiyet kararı (CMK m. 272/3'teki kesinlik sınırları içinde kalmıyorsa) temyiz edilebilir hale gelmiştir. Bu değişiklik, sanığın ilk kez bir mahkumiyetle karşılaştığı kararın, en az bir üst mahkeme (Yargıtay) tarafından denetlenmesi imkanını getirerek adil yargılanma hakkını ve kanun yolu güvencesini önemli ölçüde güçlendirmiştir.