Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin çeşitli kararlarında, ehliyetsizlik iddiası incelenirken 'ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması' vurgusu yapılmaktadır. Bu ifadeden ne anlaşılmalıdır ve bu durum, ehliyetsizlik tespitinde bilirkişi incelemesini neden daha da önemli hale getirmektedir?
'Ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması' ifadesinden anlaşılması gereken, bir kişinin ayırt etme gücünün (hukuki ehliyetinin), her durumda ve her işlem için mutlak olarak var veya yok olmadığıdır. Ayırt etme gücü, kişinin yaptığı eylemin veya işlemin niteliğine, karmaşıklığına ve sonuçlarına göre değişebilir. Örneğin, hafif bir zihinsel zayıflığı olan bir kişi, günlük basit bir alışveriş (bir ekmek alma) yapabilecek ehliyete sahipken, bir taşınmazını satmak veya karmaşık bir miras sözleşmesi yapmak gibi hukuki sonuçları ağır ve anlaşılması zor bir işlemi yapacak ayırt etme gücüne sahip olmayabilir. Yani ehliyet, yapılan işleme göre 'nispi' (göreceli) olarak değerlendirilir. Bu durum, ehliyet tespitinde bilirkişi incelemesini daha da önemli hale getirir. Çünkü bilirkişi (özellikle Adli Tıp Kurumu), sadece kişinin genel bir akıl hastalığı olup olmadığını değil, aynı zamanda iddia edilen işlem tarihinde, o işlemin niteliklerini ve sonuçlarını kavrayabilecek zihinsel kapasiteye sahip olup olmadığını da değerlendirir. Bilirkişi, kişinin tıbbi durumunu, işlemin karmaşıklığını ve kişinin o anki iradi yeteneklerini bir bütün olarak analiz eder. Hakimin bu 'nispi' değerlendirmeyi tek başına yapması mümkün olmadığından, bu konuda özel ve teknik bilgiye sahip bir bilirkişinin görüşü, adil bir karar verilebilmesi için vazgeçilmezdir.