TKHK Madde 18, taksitle satış sözleşmelerinde tüketiciye 7 günlük bir cayma hakkı tanırken, Madde 24 tüketici kredisi sözleşmelerinde bu hakkı 14 gün olarak belirlemiştir. Bu süre farklılığının rasyonel bir gerekçesi olabilir mi?
Bu süre farklılığının arkasında yatan rasyonel gerekçe, sözleşmelerin niteliği ve tüketicinin karar verme sürecindeki karmaşıklıktır. Taksitle satış sözleşmesi, genellikle somut bir malın veya hizmetin alımına ilişkindir. Tüketici, genellikle malı veya hizmeti görerek, inceleyerek karar verir ve sözleşme nispeten daha basittir. Bu durumda kanun koyucu, 7 günlük bir 'soğuma süresini' yeterli görmüştür. Tüketici kredisi sözleşmesi ise, daha soyut ve karmaşık bir finansal üründür. Bu sözleşmeler; faiz oranı, efektif yıllık faiz, masraflar, komisyonlar, sigortalar gibi birçok teknik detayı içerir. Tüketicinin, sözleşme öncesi bilgi formunu aldıktan sonra bu karmaşık koşulları tam olarak anlaması, diğer kredi teklifleriyle karşılaştırması ve mali geleceği üzerindeki etkilerini değerlendirmesi daha fazla zaman gerektirir. Kanun koyucu, bu finansal ürünün karmaşıklığını ve tüketici için taşıdığı uzun vadeli riskleri göz önüne alarak, daha bilinçli bir karar verebilmesi için daha uzun bir 'soğuma süresi' olan 14 günü öngörmüştür. Bu yaklaşım, Avrupa Birliği Tüketici Kredisi Direktifi ile de uyumludur ve işlemin karmaşıklığı arttıkça tüketiciye tanınan düşünme süresinin de artırılması prensibine dayanır.