6502 sayılı TKHK'nın 4. maddesinin 6. fıkrası, tüketici işlemlerinde tüketicinin edimlerine karşılık alınan şahsi teminatların 'adi kefalet' sayılacağını hükme bağlamıştır. Bu düzenlemenin tüketici açısından sağladığı temel koruma nedir ve bu kuralın istisnası var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259647

Bu düzenlemenin tüketici açısından sağladığı temel koruma, onu müteselsil kefaletin ağır sonuçlarından kurtarmaktır. Adi kefalette (TBK m. 585), alacaklı, asıl borçluya başvurup ondan alacağını tahsil edemeden (örneğin, asıl borçluya karşı yapılan takibin semeresiz kalması gibi) kefile başvuramaz. Kefilin sorumluluğu 'tali' (ikincil) niteliktedir. Oysa müteselsil kefalette (TBK m. 586), alacaklı dilerse doğrudan doğruya kefile başvurabilir ve borcun tamamını ondan talep edebilir. Kefilin sorumluluğu 'asli' borçlu ile aynı düzeydedir. TKHK m. 4/6, banka kredileri, taksitli satışlar gibi tüketici işlemlerinde, tüketicinin borcu için alınan kefaletlerin, sözleşmede 'müteselsil kefil' yazsa bile, kanunen 'adi kefalet' sayılacağını emrederek tüketiciyi korur. Böylece, alacaklı (banka, satıcı vb.) önce asıl borçlu olan tüketiciye başvurmak zorunda kalır. Bu kural emredicidir ve aksine sözleşme yapılamaz. Maddede bu kuralın bir istisnasına yer verilmemiştir. Ancak maddenin devamında, 'Tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatlar diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılır' denilerek, durumun tersi, yani tüketicinin alacaklı olduğu haller için de tüketici lehine bir düzenleme getirilmiştir.