HMK m. 281 ve m. 282 birlikte değerlendirildiğinde, taraflardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmesi üzerine, hakimin bu itirazları dikkate almadan veya ek rapor/yeni bilirkişi incelemesi yoluna gitmeden, mevcut raporu esas alarak karar vermesi mümkün müdür? Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2390 E. sayılı kararı bu konuda ne gibi bir ilke ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259646

Hakimin, tarafların bilirkişi raporuna yönelik ciddi ve makul itirazlarını dikkate almadan, bu itirazları karşılayacak bir ek inceleme yapmadan veya gerekçesinde bu itirazları neden yerinde bulmadığını açıklamadan, sadece mevcut rapora dayanarak karar vermesi hukuka uygun değildir. HMK m. 281, taraflara rapordaki eksikliklerin tamamlattırılmasını veya belirsizliklerin açıklattırılmasını isteme hakkı tanır. HMK m. 282 ise hakime raporu serbestçe değerlendirme yetkisi verir. Ancak bu serbesti, HMK m. 281'de düzenlenen taraf haklarını ve adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'çelişmeli yargılama' ilkesini görmezden gelme hakkı tanımaz. Tarafların itirazları, raporun denetlenmesi ve maddi gerçeğe ulaşılması için önemli bir araçtır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2390 E. sayılı kararında da bu ilke vurgulanmıştır. Kararda, hükme esas alınan raporların 'tarafların teknik itirazlarını karşıladığından ve Yargıtay denetimine elverişli bulunduğundan da söz edilemez' denilerek, tarafların itirazlarını karşılamayan, yetersiz ve çelişkili raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, hakim, tarafların itirazlarını yerinde ve ciddi buluyorsa HMK m. 281 uyarınca ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yoluna gitmelidir. Eğer itirazları yerinde bulmuyorsa, kararının gerekçesinde bu itirazların neden haksız veya yersiz olduğunu somut ve ikna edici bir şekilde açıklamak zorundadır. İtirazları tamamen yanıtsız bırakarak karar vermesi, eksik inceleme ve gerekçeli karar hakkının ihlali anlamına gelir.