TKHK m. 48/5 (eski) ve m. 48/6 (yeni) hükümleri, mesafeli sözleşmelere aracılık eden 'aracı hizmet sağlayıcıların' (örneğin, pazar yeri platformları) sorumluluğunu nasıl düzenlemektedir? Bir tüketici, pazar yerinden aldığı ürün ayıplı çıktığında, platforma karşı doğrudan bir talepte bulunabilir mi?
TKHK m. 48, özellikle 7392 sayılı Kanunla eklenen 6. fıkra ile aracı hizmet sağlayıcıların (pazar yeri platformlarının) sorumluluğunu önemli ölçüde artırmıştır. Bu düzenlemelere göre, aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğu şunları kapsar: 1) Bilgilendirme ve Kayıt Tutma Sorumluluğu: Ön bilgilendirmenin yapılmasından, teyidinden ve ispatından satıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Ayrıca, işlemlere ilişkin kayıtları tutmak ve ilgili mercilere vermekle yükümlüdür. 2) Bedel Tahsil Edilmesi Halinde Sorumluluk: Eğer platform, satıcı adına bedeli tahsil ediyorsa, 'teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu' hale gelir. Bu, en önemli değişikliklerden biridir. Bu hüküm uyarınca, tüketici, pazar yerinden aldığı ürün ayıplı çıktığında veya hiç teslim edilmediğinde, bedel iadesi gibi taleplerini doğrudan pazar yeri platformuna yöneltebilir. Platform, 'ben sadece aracıyım, satıcıyla görüşün' diyerek sorumluluktan kaçamaz. Tüketici, bedel iadesi için satıcıya veya aracı hizmet sağlayıcıya veya her ikisine birden başvurabilir. Bu, tüketicinin muhatap bulma sorununu çözen ve alacağını daha güçlü bir mali yapıya sahip olan platformdan tahsil etme imkanı tanıyan çok önemli bir korumadır. Ancak, TKHK m. 11 (ayıplı mal) ve m. 15 (ayıplı hizmet) maddelerinde yer alan ücretsiz onarım, malın değiştirilmesi gibi diğer seçimlik haklar için sorumluluk kural olarak satıcıda kalmaya devam eder. Aracı hizmet sağlayıcının müteselsil sorumluluğu, özellikle teslim, ifa, cayma hakkı kullanımı ve bedel iadesi süreçlerinde yoğunlaşmaktadır.