HMK m. 261/1 uyarınca, biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olan tanıkların duruşma salonunda bulunamayacağı hükmü, Yargıtay kararlarında (örneğin 1. HD 2015/18778) neden bu kadar önem verilen bir usul kuralıdır? Bu kuralın ihlalinin delillerin takdiri ve ispat hukuku açısından doğurabileceği sakıncaları analiz ediniz.
Bu kuralın Yargıtay tarafından büyük önemle vurgulanmasının temel nedeni, tanık beyanlarının güvenilirliğini ve doğruluğunu temin etmektir. Kuralın ihlalinin doğurabileceği sakıncalar şunlardır: 1. **Etki Altında Kalma ve Yönlendirme:** Henüz dinlenmemiş bir tanık, kendisinden önce dinlenen tanığın beyanlarını duyduğunda, kendi hafızasındaki bilgilerle duyduklarını karıştırabilir. Daha da önemlisi, kendi beyanını önceki tanığınkiyle uyumlu hale getirme eğilimine girebilir. Bu durum, özellikle taraflardan birinin lehine tanıklık yapma eğiliminde olan tanıklar için geçerlidir. Tanık, kendi görgüsünü değil, duyduğu ve işine gelen bir anlatımı tekrar edebilir. 2. **Maddi Gerçeğin Gizlenmesi:** Tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler, maddi gerçeğe ulaşmada önemli ipuçlarıdır. Eğer tanıklar birbirini dinlerse, potansiyel çelişkiler ortaya çıkmadan örtülmüş olur. Mahkeme, farklı tanıkların birbirinden habersiz olarak aynı olayı nasıl farklı açılardan gördüğünü veya hatırladığını tespit etme imkanını kaybeder. 3. **Yüzleştirme Kurumunun Anlamsızlaşması:** HMK m. 261/1'de yer alan yüzleştirme, tanıkların ayrı ayrı dinlendikten sonra beyanları arasında çelişki tespit edilmesi halinde başvurulan bir yöntemdir. Tanıklar en baştan birlikte dinlenirse, çelişkiler zaten minimize edileceği için yüzleştirme kurumunun etkinliği ve amacı ortadan kalkar. 4. **Delillerin Serbestçe Değerlendirilmesi İlkesinin Zedelenmesi:** HMK m. 190 uyarınca hakim, delilleri serbestçe değerlendirir. Ancak bu değerlendirmenin sağlıklı olabilmesi için delillerin usulüne uygun ve güvenilir bir şekilde toplanması gerekir. Birbirinden etkilenerek verilmiş tanık beyanları, güvenilirliği zayıf delillerdir ve hakimin doğru bir kanaate ulaşmasını zorlaştırır. Bu nedenle, Yargıtay bu usul kuralının ihlalini, yargılamanın temelini sarsan ve adil yargılanma hakkını etkileyen önemli bir eksiklik olarak görerek bozma nedeni saymaktadır.