TKHK Madde 12'ye göre ayıplı maldan sorumluluk için genel zamanaşımı süresi iki yıldır. Ancak aynı maddenin 3. fıkrasında 'Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz' denilmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi ne olacaktır ve bu hükmün amacı nedir?
Ayıbın, satıcı/üreticinin 'ağır kusuru' veya 'hile' ile gizlenmesi durumunda, TKHK m. 12/3 uyarınca iki yıllık (veya konut için beş yıllık) zamanaşımı süreleri uygulanmaz. Bu durumda, zamanaşımı konusunda genel hükümlere, yani Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) gidilir. TBK m. 146'da düzenlenen genel zamanaşımı süresi 'on yıl'dır. Dolayısıyla, hile veya ağır kusur ile gizlenmiş bir ayıptan kaynaklanan davalar, ayıp sonradan ortaya çıksa bile, malın tesliminden itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresi içinde açılabilir. Bu hükmün amacı, kötü niyetli satıcıyı/üreticiyi korumamaktır. Satıcı, maldaki önemli bir ayıbı bilerek veya ağır bir ihmalle gizleyerek tüketiciyi aldatmışsa, kanunun kendisine tanıdığı kısa zamanaşımı sürelerinin korumasından yararlanmamalıdır. Bu düzenleme, dürüstlük kuralının bir yansımasıdır ve ayıbın niteliği gereği hemen anlaşılamayacağı ve satıcının bilinçli eylemiyle gizlendiği durumlarda, tüketicinin hak arama süresini genişleterek onu korumayı hedefler. Ağır kusurun veya hilenin varlığını ispat yükü ise tüketiciye aittir.