Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/10021 E. sayılı kararında, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde fazladan yapılan kat nedeniyle açılan davada, mahkemenin bilirkişi raporunun aksine karar vermesi bozma nedeni sayılmıştır. Bu durum, hakimin bilirkişi raporuyla bağlı olmaması (HMK m. 282) ilkesiyle nasıl bağdaştırılabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259638

Bu karar, hakimin HMK m. 282'deki takdir yetkisinin sınırlarını göstermesi açısından önemlidir. Hakim bilirkişi raporuyla bağlı değildir, ancak bu, raporu keyfi olarak veya yeterli gerekçe göstermeden bir kenara bırakabileceği anlamına gelmez. Kararda bozma nedeni, mahkemenin bilirkişi raporunun aksine karar verirken bunu tatmin edici ve denetlenebilir bir gerekçeye dayandırmamasıdır. Yargıtay, somut uyuşmazlığın çözümünün 'özel ve teknik bilgiyi' gerektirdiğini, bu nedenle bilirkişinin görüşüne başvurulmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, bu zorunluluk gereği bilirkişi incelemesi yaptırdıktan sonra, rapordaki teknik tespitlerin aksine bir sonuca varıyorsa, neden bu sonuca vardığını, rapordaki hangi verileri veya hesaplamaları hatalı bulduğunu, hangi hukuki veya fiili gerekçelerle farklı bir değerlendirme yaptığını açıkça ortaya koymalıdır. Yargıtay'ın ifadesiyle, hakim raporu 'yeter derecede kanaat verici bulmazsa' ek rapor veya yeni bir inceleme istemelidir (HMK m. 281). Eğer bu yollara gitmeden, mevcut raporun aksine karar veriyorsa, bu 'farklı gerekçeler'in ne olduğunu kararında izah etmelidir. Kararda bu gerekçelendirmenin yapılmaması, HMK m. 282'nin yanlış uygulanmasıdır ve hakimin takdir yetkisinin keyfiliğe dönüştüğü izlenimini yarattığı için bozma nedenidir. Özetle, hakim rapordan ayrılabilir ama bu ayrılığın gerekçesini açıklamak zorundadır.