Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/11425 E. sayılı kararında, sadece 'tapu iptali' istenip 'tescil' talebinde bulunulmayan bir davada mahkemenin davayı bu nedenle reddedemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken usul nedir ve bu usulün arkasındaki mantık (dolu pafta sistemi) nedir?
Kararda belirtildiği gibi, sadece tapu iptali istenip tescil talep edilmemesi, davanın reddi için bir sebep değildir. Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken usul şudur: Davacıya, tapu iptali talebinin tescil talebini kapsamadığını hatırlatarak, ayrıca 'tescil davası' açması için uygun bir süre ve imkan tanımak. Eğer davacı bu süre içinde tescil davasını açarsa, bu yeni dava mevcut iptal davası ile birleştirilerek yargılamaya devam edilir ve tek bir kararla sonuçlandırılır. Bu usulün arkasındaki mantık, Medeni Kanun'un benimsediği 'dolu pafta sistemi' veya 'tescilin aleniyeti ve güvenilirliği' ilkesidir. Tapu sicili, taşınmazlar üzerindeki ayni hakların durumunu tam ve eksiksiz olarak göstermelidir. Bir mahkeme kararının sadece tapu kaydını iptal etmesi, o taşınmazın 'sahipsiz' veya 'kayıtsız' (sicil dışı) kalması sonucunu doğurur. Bu, tapu sicilinin temel amacına aykırıdır ve hukuki bir boşluk yaratır. 'Dolu pafta sistemi', her taşınmazın sicilde bir malikinin görünmesini gerektirir. Bu nedenle, bir kaydın iptali, ancak yeni bir malik adına tescil yapılmasıyla birlikte anlamlıdır. Mahkemenin davacıya tescil davası açma imkanı tanıması, hem davacının hak kaybını önlemeyi hem de tapu sicilinin bütünlüğünü ve güvenilirliğini korumayı amaçlayan usul ekonomisine uygun bir çözümdür.