Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz'in, yaşam hakkının ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda 'mağdur' sıfatı nasıl kabul edilmiştir? Bu karar, dolaylı mağduriyet kavramının kapsamını nasıl yorumlamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259611

Anayasa Mahkemesi, Hatice Cengiz'in 'mağdur' sıfatını kabul ederken, AİHM'in geliştirdiği ve kendisinin de benimsediği genişletici 'dolaylı mağdur' yorumunu esas almıştır. Mağduriyet için mutlaka kanuni mirasçılık veya resmi evlilik bağı aranmamıştır. Kararda mağduriyetin kabulüne ilişkin şu unsurlar öne çıkmıştır: 1) Özel ve Yakın İlişki: Başvurucunun, maktul Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı olması, olaydan kısa bir süre sonra evlenmeyi planlamaları, bu amaçla resmi başvurular yapmaları ve cinayetin işlendiği Konsolosluğa da bu evlilik işlemleri için gitmiş olmaları, aralarında özel ve yakın bir bağ olduğunu göstermektedir. 2) Derece Mahkemelerinin Kabulü: Anayasa Mahkemesi'nden önceki adli makamların (Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ağır Ceza Mahkemesi), soruşturmanın ve kovuşturmanın en başından itibaren başvurucuyu 'müşteki' ve 'katılan' olarak kabul etmeleri, yani suçtan zarar gören sıfatını tanımaları önemli bir kriter olarak alınmıştır. Bu karar, yaşam hakkının ihlali iddialarında dolaylı mağdur sıfatının belirlenmesinde, ölen kişi ile başvurucu arasındaki fiili, yakın ve kişisel bağın varlığının ve bu bağın somut olgularla desteklenmesinin yeterli olabileceğini göstermektedir. Resmi akrabalık bağının yokluğu, tek başına mağdur sıfatını ortadan kaldırmaz. Bu yorum, hakkın özünü korumayı ve adalete erişimi genişletmeyi amaçlamaktadır.