TKHK Madde 30'da düzenlenen 'bağlı kredi' sözleşmelerinde, mal veya hizmetin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi halinde satıcı/sağlayıcı ile kredi verenin müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuki mantığı nedir? Kredi verenin sorumluluğunun 'kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıl' ile sınırlandırılmasının gerekçesi ne olabilir?
Bağlı kredilerde satıcı/sağlayıcı ile kredi veren arasındaki müteselsil sorumluluğun (TKHK m. 30/4) hukuki mantığı, bu iki sözleşme arasındaki 'ekonomik birlik'tir. Kredi sözleşmesi, belirli bir mal veya hizmetin finansmanı için özel olarak yapılmıştır ve bu iki hukuki işlem birbirinden bağımsız değildir. Tüketici, malı veya hizmeti alamadığı halde kredi borcunu ödemeye devam etme gibi bir haksızlıkla karşılaşmamalıdır. Kredi veren, finansman sağladığı satıcı/sağlayıcı ile ticari bir iş birliği içindedir ve bu iş birliğinin riskini kısmen üstlenmelidir. Bu düzenleme, tüketicinin 'bana ne, ben krediyi verdim, sen borcunu öde' savunmasıyla karşılaşmasını engeller. Kredi verenin sorumluluğunun sınırlandırılması ise, kredi vereni aşırı bir risk altına sokmamak ve kredi sisteminin işleyişini korumak amacını taşır. Sorumluluk, kullanılan kredi miktarı ile sınırlıdır, çünkü kredi verenin işlemi finanse etme rolü bu miktarla ilgilidir. Bir yıllık süre sınırı ise hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin bir gereğidir. Bu süre, malın teslim veya hizmetin ifa edildiği/edilmesi gerektiği tarihten başlar. Bu süre geçtikten sonra, kredi verenin müteselsil sorumluluğu sona erer ve tüketici taleplerini sadece satıcı/sağlayıcıya yöneltebilir. Bu denge, hem tüketiciyi korumayı hem de finansal kuruluşların öngörülemez ve süresiz bir sorumlulukla karşı karşıya kalmasını önlemeyi amaçlar.