Muris muvazaası ve ehliyetsizlik iddialarının bir arada ileri sürüldüğü davalarda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin kararlarında (örneğin 2015/17235 E.) neden ehliyetsizlik iddiasının öncelikle incelenmesi gerektiği vurgulanmaktadır? Bu usuli önceliğin hukuki temeli nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259601

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ehliyetsizlik ve muris muvazaası iddiaları bir arada ileri sürüldüğünde, ehliyetsizlik iddiasının öncelikle incelenmesi gerekmektedir. Bunun hukuki temeli iki ana nedene dayanır: 1) Kamu Düzeniyle İlgili Olması: Hukuki ehliyet, bir kişinin hak ve borç sahibi olabilmesinin temel şartıdır ve kamu düzenini doğrudan ilgilendirir. Bir hukuki işlemin taraflarından birinin ehliyetsiz olduğunun tespiti, o işlemi (kanundaki istisnalar hariç) mutlak butlanla geçersiz kılar. Mahkeme, ehliyetsizlik iddiasını taraflar ileri sürmese bile re'sen (kendiliğinden) dikkate almak zorundadır. Muris muvazaası ise irade sakatlığına dayanan nispi bir butlan hali olup, kamu düzenini değil, daha çok mirasçıların kişisel menfaatlerini ilgilendirir. 2) Diğer Sebeplerin İncelenmesini Gereksiz Kılması (Usul Ekonomisi): Eğer mirasbırakanın işlem tarihinde hukuki ehliyete sahip olmadığı (ayırt etme gücünün bulunmadığı) tespit edilirse, yaptığı temlik işlemi zaten hukuken geçersiz olacaktır (TMK m. 15). Bu durumda, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapılıp yapılmadığını araştırmanın bir anlamı kalmaz. Yani, ehliyetsizliğin tespiti, muvazaa iddiasının incelenmesini gereksiz kılar. Bu durum, yargılamanın daha hızlı ve az masrafla sonuçlandırılmasını amaçlayan usul ekonomisi ilkesine de hizmet eder. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/17235 E. sayılı kararında da bu ilke, 'hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi' gerektiği şeklinde açıkça belirtilmiştir.