HMK Madde 282 gerekçesinde, hakimin bilirkişi raporunu yeterli görmemesi durumunda 'bilirkişiden ek rapor almak yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırtmak zorunda olmadığı' belirtilmektedir. Bu ifade, hakimin hangi durumlarda ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesine gitmeden, mevcut raporun aksine karar verebileceğini ima etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259599

Bu ifade, hakimin mevcut bilirkişi raporunun aksine karar verebilmesi için mutlaka yeni bir delil (ek rapor/yeni rapor) toplamak zorunda olmadığını, eldeki deliller üzerinden de bu sonuca ulaşabileceğini belirtir. Hakimin bu yola başvurabileceği durumlar şunlardır: 1) Rapordaki Çelişkilerin Tespiti: Hakim, raporun kendi içindeki çelişkileri, mantık hatalarını veya varsayımların yanlışlığını tespit ederse, yeni bir rapora gerek duymadan bu çelişkileri gerekçesinde göstererek raporun sonucunu benimsemeyebilir. 2) Diğer Delillerle Çelişki: Bilirkişi raporu bir takdiri delildir. Hakim, dosyadaki diğer kesin veya güçlü delillerle (örneğin, tanık beyanları, belgeler, ikrar gibi) bilirkişi raporunun vardığı sonucun çeliştiğini görürse, diğer delillere üstünlük tanıyarak ve bunu gerekçelendirerek raporun aksine karar verebilir. 3) Teknik Bilgiden Hatalı Sonuç Çıkarma: Hakim, raporda yer alan özel ve teknik bilgileri (formüller, ölçümler, veriler) doğru kabul etmekle birlikte, bilirkişinin bu teknik verilerden hatalı bir hukuki veya mantıksal sonuca ulaştığı kanısına varırsa, aynı teknik verileri kullanarak farklı bir sonuca ulaşabilir. HMK m. 281'de belirtilen ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi isteme yetkisi, hakimin sahip olduğu doğal bir yetki olup, bu yola başvurma zorunluluğu yoktur. Esas olan, hakimin vereceği kararı dosyadaki mevcut delillere dayanarak ve tatmin edici şekilde gerekçelendirmesidir.