Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/12799 E. sayılı kararında, ehliyetsizlik iddiası içeren bir davada Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmamasının bozma sebebi sayılması, HMK Madde 282'de hakime tanınan 'bilirkişi görüşünü serbestçe değerlendirme' yetkisi ile nasıl bir denge kurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259598

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/12799 E. sayılı kararı, HMK m. 282'deki hakimin serbestisini, HMK m. 266'daki (bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller) zorunluluk ile dengelemektedir. HMK m. 282, hakime sunulan bir bilirkişi raporunu takdir etme serbestisi tanır; ancak bu, hakimin çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda bilirkişiye başvurma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Ehliyetsizlik (ayırt etme gücünün yokluğu), Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, 'salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.' Bu nedenle, TMK m. 409/2'nin de akıl hastalığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmesi ışığında, Yargıtay bu tür konularda en yetkili uzman kurum olan Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını usuli bir zorunluluk olarak görmektedir. Dolayısıyla, hakimin HMK m. 282'deki takdir yetkisi, usulüne uygun ve doğru kaynaktan bilirkişi raporu alındıktan sonra başlar. Rapor alınmadan karar verilmesi, özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda eksik inceleme anlamına gelir ve hakimin takdir yetkisini kullanabileceği bir zemin oluşmadığı için bozma nedenidir.