HMK Madde 282 gerekçesine göre, hakimin bilirkişi raporuyla bağlı olmaması hangi temel anayasal ilke ile doğrudan ilişkilendirilmiştir ve bu bağlamın kurulmasının ardındaki temel mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259597

Hakimin bilirkişi raporuyla bağlı olmaması, HMK Madde 282 gerekçesinde doğrudan 'yargı bağımsızlığı' (Anayasa m. 138) ve 'hukuk devleti' (Anayasa m. 2) ilkeleriyle ilişkilendirilmiştir. Gerekçedeki mantık şudur: Eğer hakim, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişinin sunduğu sonuçla mutlak surette bağlı olsaydı, esasen yargısal takdir yetkisini bilirkişiye devretmiş olurdu. Bu durum, hakimi, bilirkişi raporuyla verilecek hüküm arasında bir 'aracı' konumuna indirgerdi. Yargı bağımsızlığı, hakimin hiçbir organ, makam, merci veya kişiden emir ve talimat almadan, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm vermesini gerektirir. Bilirkişi raporunu mutlak bağlayıcı kabul etmek, bu bağımsızlığı ve hakimin delilleri serbestçe takdir etme (HMK m. 198) ilkesini zedeler. Bu nedenle HMK m. 282, hakime, raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirme ve gerekçesini açıkça ortaya koymak suretiyle raporun aksine karar verme yetkisi tanıyarak yargı bağımsızlığını korumayı amaçlamaktadır.