5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca, internet ortamında kişilik hakları ihlal edilen bir kişi, bu ihlalin giderilmesi için hangi yollara başvurabilir? 'Uyarı yöntemi' ile 'doğrudan sulh ceza hakimliğine başvurma' yollarını ve bu yolların birbirine olan üstünlüğünü veya alternatif olup olmadığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25950

5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi, kişilik hakları ihlal edilen kişiye iki temel başvuru yolu sunmaktadır: 1. **Uyarı Yöntemi (İçerik/Yer Sağlayıcıya Başvuru):** Kişilik hakları ihlal edilen kişi, öncelikle içeriği oluşturan 'içerik sağlayıcısına', eğer ona ulaşamıyorsa içeriği barındıran 'yer sağlayıcısına' (hosting firması veya site sahibi) başvurarak, hukuka aykırı içeriğin yayından çıkarılmasını talep edebilir. Bu, bir ön başvuru niteliğindedir ve yargısal bir yol değildir. Amacı, uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan, daha hızlı bir şekilde çözmektir. İçerik veya yer sağlayıcı bu talebi yerine getirmezse, ileride açılacak bir davada sorumlulukları ağırlaşabilir. 2. **Doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine Başvuru:** Kişilik hakları ihlal edilen kişi, yukarıdaki uyarı yöntemini kullanmak zorunda olmaksızın, 'doğrudan' Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak hukuka aykırı içeriğe erişimin engellenmesini talep edebilir. Sulh Ceza Hakimliği, bu talebi 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu iki yol birbirine alternatif olup, aralarında bir sıralama veya birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Mağdur, dilerse önce uyarı yöntemini deneyebilir, sonuç alamazsa hakimliğe gidebilir. Dilerse de, hiç vakit kaybetmeden doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvurabilir. Uygulamada, ihlalin ciddiyeti ve aciliyeti nedeniyle genellikle doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvurma yolu tercih edilmektedir. Zira hakimin vereceği erişimin engellenmesi kararı, Erişim Sağlayıcıları Birliği (ESB) aracılığıyla tüm internet servis sağlayıcıları tarafından 4 saat içinde uygulanmak zorunda olan bağlayıcı bir karardır.