Yürütmenin durdurulması (YD) kararı verilebilmesi için İYUK m. 27/2'de aranan 'idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması' ve 'idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması' şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunlu mudur? 'Telafisi güç veya imkansız zarar' kavramından ne anlaşılması gerektiğini ve bu şartın YD kurumunun amacıyla olan ilişkisini Danıştay içtihatları ışığında yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25937

Evet, İYUK m. 27/2'ye göre bu iki şartın 'birlikte gerçekleşmesi' zorunludur. Kanun metnindeki 've' bağlacı bu zorunluluğu açıkça ifade etmektedir. Bir şartın varlığı, diğerinin yokluğunda YD kararı verilmesi için yeterli değildir. 'Telafisi güç veya imkansız zarar' kavramı, işlemin uygulanmaya devam etmesi halinde, ileride verilecek bir iptal kararının sonuçlarını tam olarak doğuramayacağı, yani eski hale tam olarak dönmenin mümkün olmayacağı veya çok zor olacağı durumları ifade eder. Bu, salt bir maddi zarar değildir. Örneğin, bir öğrencinin okuldan atılması, bir memurun görevine son verilmesi, tarihi bir yapının yıkılması gibi durumlar, sonradan telafisi mümkün olmayan veya çok zor olan zararlara tipik örneklerdir. Danıştay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bu şart, YD kurumunun temel varlık sebebidir. YD'nin amacı, dava süresince kişilerin hak ve menfaatlerini koruma altına alarak, yargılamanın sonunda elde edilecek hukuki faydanın anlamsızlaşmasını önlemektir. Eğer bir işlemin uygulanmasından doğacak zarar kolayca telafi edilebiliyorsa (örneğin sadece para ödemesi ile giderilebilecek bir zarar), YD kararı verilmesi için diğer şart olan 'açık hukuka aykırılık' tek başına yeterli olmayacaktır. Bu iki şartın bir arada aranması, idari işlemlerin icrailiği ve hukuka uygunluk karinesi ile bireyin haklarının korunması arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır.