Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin nitelikli yağma suçundan verdiği mahkumiyet hükmünü CMK m. 280/2 uyarınca kaldırarak, sanığın cezasını TCK m. 168/3 (etkin pişmanlık) hükmünü de uygulamak suretiyle yeniden belirlemiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3994 E., 2018/1553 K. sayılı kararında bu durum nasıl ele alınmıştır? Etkin pişmanlık hükümlerinin istinaf aşamasında uygulanmasının hukuki niteliğini ve Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25935

Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3994 E., 2018/1553 K. sayılı kararında, etkin pişmanlık hükümlerinin (TCK m. 168) istinaf aşamasında uygulanması 'kanuna aykırı' olarak nitelendirilmiştir. Kararın gerekçesine göre, etkin pişmanlık hükümleri, doğası gereği yargılama süreci içerisinde ve 'hüküm verilinceye kadar' ilk derece mahkemesi tarafından uygulanabilecek bir ceza indirimi nedenidir. Hüküm verildikten sonra, yani dosya kanun yolu aşamasına geçtikten sonra etkin pişmanlıktan söz edilemez. Bölge Adliye Mahkemesi'nin, ilk derece mahkemesinin hükmünden sonra ortaya çıkan bir durumu (örneğin zararın giderilmesi) dikkate alarak TCK m. 168'i uygulaması, bu ilkeye aykırıdır. Ancak, Yargıtay bu kararında ilginç bir sonuca varmıştır. Bu kanuna aykırılık sanık lehine bir durum yarattığı ve karara karşı savcılık veya katılan tarafından bir 'karşı temyiz' olmadığı için, bu hukuka aykırılığı bir bozma nedeni yapmamış ve hükmü onamıştır. Bu durum, Yargıtay'ın ceza muhakemesinde 'sanık lehine yorum' ve 'aleyhe bozma yasağı' ilkelerini ne kadar önemsediğini göstermektedir. Özetle, istinaf aşamasında etkin pişmanlık uygulanması usulen hatalı olsa da, eğer sonuç sanığın lehine ise ve aleyhe bir temyiz talebi yoksa, Yargıtay bu hatayı bozma sebebi olarak görmeyebilir.