Suç tarihinde 14 yaşında olan bir çocuğun işlediği iddia edilen bir suç hakkında, mahkeme sadece adli tıp uzmanından çocuğun 'algılama' ve 'irade' yeteneğinin gelişip gelişmediği yönünde rapor almış, ancak Çocuk Koruma Kanunu m. 35 uyarınca sosyal inceleme raporu aldırmamıştır. Bu durum, çocuğun cezai ehliyetinin tespiti açısından bir eksiklik teşkil eder mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/101 K. sayılı kararı ve ilgili mevzuat çerçevesinde açıklayınız.
Evet, bu durum ciddi bir eksiklik teşkil eder. TCK m. 31/2, 12-15 yaş grubundaki çocukların cezai ehliyetinin, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığına bağlı olduğunu belirtir. Bu yeteneğin tespiti, sadece tıbbi bir değerlendirme ile sınırlı değildir. Çocuk Koruma Kanunu'nun (ÇKK) 35. maddesi, bu yaş grubundaki çocuğun kusur yeteneğinin takdirinde, uzman tarafından hazırlanacak sosyal inceleme raporunun mahkemece göz önünde bulundurulmasını bir ölçüt olarak kabul etmiştir. YCGK'nın 2013/101 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, mahkeme çocuğun kusur yeteneğini belirlerken hem adli tıp raporunu hem de sosyal inceleme raporundaki ailevi, sosyal, ekonomik ve psikolojik koşullara dair tespitleri birlikte değerlendirmek zorundadır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun içinde bulunduğu koşulların algılama ve irade yeteneği üzerindeki etkisini anlamak için elzemdir. ÇKK m. 35/3, sosyal inceleme yaptırılmaması halinde bunun gerekçesinin kararda gösterilmesini zorunlu kılmıştır. Gerekçe gösterilmeden veya hiç alınmadan karar verilmesi, Yargıtay tarafından eksik kovuşturma ve kanuna aykırılık olarak kabul edilmekte ve bozma nedeni sayılmaktadır.