HMK m. 261/1, tanıkların ayrı ayrı dinlenmesini ve biri dinlenirken diğerlerinin salonda bulunamamasını emreder. Mahkemenin bu kurala uymayarak, davalı tanıkları olan A ve B'yi aynı anda salona alıp A'nın beyanı sırasında B'nin de salonda kalmasına izin vermesi, ancak daha sonra B'yi dinlememesi durumunda, bu usulü hata ne gibi sonuçlar doğurur? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2013/19601 E., 2014/2014 K. sayılı kararı bu duruma nasıl bir çözüm getirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25917

HMK m. 261/1'deki kuralın amacı, tanıkların birbirlerinin beyanlarından etkilenmeden, kendi bilgi ve görgülerini özgürce anlatmalarını sağlamaktır. Mahkemenin bu kuralı ihlal etmesi, tanığın dinlenmemesi için yasal bir sebep teşkil etmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2013/19601 E., 2014/2014 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, hakimin düştüğü bu usulü hata, tanığın dinlenmemesi için geçerli bir gerekçe değildir. Bu durum, tanığın beyanının takdir ve değerlendirilmesinde göz önünde tutulabilecek bir husustur, ancak dinlenmesini engellemez. Dolayısıyla, mahkemenin tanık B'yi 'diğer tanık dinlenirken salonda bulunduğu' gerekçesiyle dinlememesi hukuka aykırıdır. Temyiz incelemesinde bu durum, eksik inceleme nedeniyle bir bozma sebebidir. Mahkeme, adı geçen tanığı usulünce çağırıp dinlemeli ve elde edilen beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirerek yeni bir hüküm kurmalıdır.