TCK m. 31/1, 12 yaşından küçüklerin cezai sorumluluğunun olmadığını belirtir. Bir çocuk, suç tarihinde nüfus kaydına göre 13 yaşındadır. Ancak ailesi, çocuğun nüfusa geç kaydedildiğini ve gerçek yaşının 11 olduğunu iddia etmektedir. Soruşturma aşamasındaki Cumhuriyet Savcısı veya kovuşturma aşamasındaki mahkeme, bu iddia karşısında nasıl bir yol izlemelidir? Metindeki Yargıtay kararından (Ceza Genel Kurulu 2012/5-974 E., 2013/49 K.) yola çıkarak ceza mahkemesinin yaş düzeltme yetkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25915

Bu durumda, savcılık veya mahkeme, yaş tashihi (düzeltme) için hukuk mahkemesinde dava açılmasını beklememelidir. Ceza mahkemelerinin, yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyen yaş konusunda kendilerinin araştırma yapma ve karar verme yetkisi vardır. Bu, 'ön sorun' veya 'bekletici mesele' olarak adlandırılan durumun ceza muhakemesindeki bir yansımasıdır. Metinde atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği gibi, ceza mahkemesine tanınan yaş düzeltme yetkisi, düzeltme sonucunda yaşta meydana gelecek değişikliğin 'ceza sorumluluğuna etkili olmasına' bağlıdır. Somut olayda, çocuğun yaşının 13'ten 11'e inmesi, TCK m. 31/1 uyarınca mutlak sorumsuzluk halini doğuracak ve ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle, yaş iddiası sonuca doğrudan etkilidir. Mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: 1. Yaş tespiti için gerekli delilleri toplamalıdır. Bu kapsamda, çocuğun doğumuna ilişkin hastane kayıtları, aşı kartları, okul kayıtları gibi belgeler istenebilir. 2. En önemlisi, çocuğun kemik yaşı ve fizyolojik gelişiminin tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan veya tam teşekküllü bir hastaneden bilimsel bir rapor (kemik grafisi vb.) almalıdır. 3. Toplanan tüm bu delilleri değerlendirerek, çocuğun suç tarihindeki biyolojik (gerçek) yaşını kendisi tespit eder ve bu tespite göre hukuki sonuca varır. Eğer yaşının 12'den küçük olduğu sonucuna varırsa, TCK m. 31/1 gereği ceza sorumluluğu olmadığına karar verir. Bu yetki, ceza davasının gereksiz yere uzamasını önlemek ve ceza sorumluluğunu doğrudan ilgilendiren bir konuyu ceza mahkemesinin kendisinin çözmesini sağlamak amacını taşır.