Tutukluluğa itirazı inceleyen merci (örneğin Asliye Ceza Mahkemesi), itirazı dosya üzerinden inceleyerek reddetmiştir. Bu karar hukuka uygun mudur? CMK m. 271'in itirazın incelenme usulüne ilişkin düzenlemesi ve bu usulün 'silahların eşitliği' ilkesi açısından önemini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25913

Bu karar kural olarak hukuka uygundur, ancak istisnai bir durumu vardır. CMK m. 271/1, 'Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir.' diyerek, itiraz incelemesinin temel usulünün 'dosya üzerinden' olduğunu belirtir. Bu, sürecin hızlı işlemesi amacıyla öngörülmüştür. Ancak aynı fıkra, 'Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.' şeklinde bir istisna getirmiştir. Bu, itiraz merciine tanınmış bir takdir yetkisidir. Eğer merci, dosyadaki belgeleri karar vermek için yeterli görmüyorsa veya tarafların sözlü açıklamalarına ihtiyaç duyuyorsa, savcıyı ve müdafii dinleyebilir. 'Silahların eşitliği' ilkesi açısından kritik olan nokta CMK m. 271/2'dir: 'İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.' ve m. 271/3: 'Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.' Daha da önemlisi, AİHM içtihatları ve Anayasa Mahkemesi kararları, eğer itiraz incelemesi sırasında savcılıktan yazılı veya sözlü görüş alınıyorsa, silahların eşitliği ve çelişmeli yargı ilkesi gereği bu görüşün mutlaka şüpheli/sanık veya müdafiine bildirilmesi ve onlara da bu görüşe karşı beyanda bulunma imkanı tanınması gerektiğini vurgulamaktadır. Eğer merci, savcının görüşünü alıp bu görüşü müdafie tebliğ etmeden karar verirse, bu durum adil yargılanma hakkının ihlaline yol açar. Dolayısıyla, dosya üzerinden inceleme kural olmakla birlikte, savcının görüşünün alındığı her durumda bu görüşün savunma tarafına da bildirilmesi, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir.