Yargılamanın iadesi talebinde bulunan taraf, kesinleşen mahkeme kararının, vekil olmayan bir kişinin huzurunda verildiğini iddia etmektedir (HMK m. 375/1-c). Ancak, bu kişinin vekil gibi davrandığı duruşmalarda, aleyhine hüküm verilen tarafın bizzat hazır bulunduğu ve bu duruma itiraz etmediği anlaşılmaktadır. HMK m. 375'in gerekçesinde bu duruma ilişkin yapılan eklemeyi dikkate alarak, bu talebin başarılı olup olamayacağını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25903

Bu talep büyük ihtimalle başarısız olacaktır. HMK m. 375/1-c, 'Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması'nı bir iade sebebi olarak sayar. Ancak, HMK'nın 1086 sayılı HUMK'tan farkı, bu konuda zımni veya açık muvafakatin etkisini dikkate almasıdır. HMK m. 375'in gerekçesinde, bu bende 'tarafların açık veya zımnî muvafakatlerinin olmaması' unsurunun ilave edildiği belirtilmiştir. Somut olayda, aleyhine hüküm verilen tarafın, vekil olmayan kişinin huzurunda yapılan duruşmalarda bizzat hazır bulunması ve bu duruma ses çıkarmaması, 'zımni muvafakat' olarak yorumlanabilir. Taraf, vekil olmayan bir kişinin kendisini temsil ettiğini veya karşı tarafı temsil ettiğini bildiği halde buna itiraz etmeyerek yargılamanın devamına rıza göstermiş sayılır. Bu durum, dürüstlük kuralına (MK m. 2) aykırı bir şekilde, yargılamanın sonucunu beğenmediğinde geçmişteki bir usulü eksikliği kötü niyetli olarak kullanmasının önüne geçmeyi amaçlar. Dolayısıyla, tarafın zımni muvafakati söz konusu olduğu için, HMK m. 375/1-c'ye dayalı yargılamanın iadesi talebinin mahkeme tarafından reddedilmesi kuvvetle muhtemeldir.