Avukatlık Kanunu'nda avukatlık mesleğinde branşlaşma olmamasına rağmen, uygulamada 'ceza avukatı' veya 'ağır ceza avukatı' gibi terimlerin kullanılmasının hukuki ve pratik anlamı nedir? Bir avukatın kendini bu şekilde tanıtması, Avukatlık Kanunu'nun reklam yasağına aykırılık teşkil eder mi?
Hukuki olarak, Avukatlık Kanunu'nda veya ilgili mevzuatta 'ceza avukatı', 'ağır ceza avukatı', 'boşanma avukatı' gibi bir branşlaşma veya uzmanlık unvanı tanımlanmamıştır. Her avukat, yasal olarak her türlü davayı takip etme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla bu terimlerin resmi bir hukuki anlamı yoktur. Pratik anlamı ise, bir avukatın mesleki faaliyetlerini ağırlıklı olarak belirli bir hukuk alanında yoğunlaştırması ve bu alanda deneyim ve bilgi birikimi kazanmasıdır. Halk arasında ve uygulamada, bir avukatın sürekli ceza davalarına girmesi, onu 'ceza avukatı' olarak nitelendirmeye yol açmaktadır. Bu, bir uzmanlaşmanın fiili olarak ortaya çıkmasıdır. Bir avukatın kendini bu şekilde tanıtması, Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği açısından hassas bir konudur. Yönetmelik, avukatların 'uzman' veya 'en iyi' gibi üstünlük belirten veya müvekkil nezdinde haksız rekabet yaratacak ifadeler kullanmasını yasaklar. Bir avukatın kartvizitinde veya internet sitesinde 'Ceza Avukatı' şeklinde bir unvan kullanması, resmi bir unvan olmadığı için reklam yasağının ihlali olarak yorumlanabilir. Ancak, avukatın internet sitesinde veya bilgilendirme broşürlerinde 'faaliyet alanları' veya 'çalışma alanları' başlığı altında 'Ceza Hukuku', 'Ağır Ceza Davaları' gibi ifadelere yer vermesi, mesleki faaliyetini tanıtma hakkı kapsamında kabul edilir ve reklam yasağını ihlal etmez. Aradaki ince çizgi, ifadenin bir 'unvan' gibi sunulup sunulmadığı ve haksız rekabet yaratıp yaratmadığıdır.