Ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suçtan dolayı tutuklu olarak yargılanan bir sanığın davası, ilk derece mahkemesinde 3 yıl sürmüş ve sanık mahkum olmuştur. Dosya istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek toplamda 6 yıl sonra kesinleşmiştir. Sanık bu sürenin tamamını tutuklu geçirmiştir. Bu durum, CMK m. 102'de belirtilen azami tutukluluk süreleri açısından bir ihlal teşkil eder mi? Kanundaki sürelerin hangi aşamayı kapsadığını ve 'terör suçları' gibi istisnaların bu durumu nasıl etkilediğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25890

Bu durum bir ihlal teşkil eder. CMK m. 102, azami tutukluluk sürelerini düzenlerken, bu sürelerin 'kovuşturma evresinin tamamını' kapsadığını belirtir. Kovuşturma evresi, iddianamenin kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesiyle sona erer. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesi, istinaf ve temyiz aşamaları bu sürenin içindedir. CMK m. 102/2'ye göre, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi kural olarak en çok iki (2) yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir ve uzatma süresi toplam üç (3) yılı geçemez. Dolayısıyla, normal ağır cezalık suçlar için azami tutukluluk süresi 2+3=5 yıldır. Ancak, aynı fıkra bir istisna getirmiştir. Eğer suç, TCK'da sayılan belirli suçlardan (Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar, Anayasal Düzene Karşı Suçlar vb.) veya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan ise, uzatma süresi beş (5) yılı geçemez. Bu durumda azami tutukluluk süresi 2+5=7 yıl olmaktadır. Somut olayda, eğer sanığın yargılandığı suç bu istisnai suçlardan değilse, 5 yıllık azami süre aşılmıştır ve 6 yıl tutuklu kalması açık bir kanun ihlalidir. Bu durum, Anayasa m. 19 ve AİHS m. 5'te güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlalini oluşturur ve haksız tutuklama nedeniyle tazminat (CMK m. 141) hakkı doğurur. Eğer suç istisnai katalogda yer alıyorsa, 7 yıllık süre dolmadığı için süre yönünden bir ihlal söz konusu olmaz.