Sadece adli para cezasını gerektiren bir suçtan veya üst sınırı 2 yıldan az hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı yürütülen soruşturmada, şüphelinin kaçma tehlikesi somut delillerle sabit olsa dahi tutuklama kararı verilebilir mi? CMK m. 100/4'te düzenlenen 'tutuklama yasağı'nın mutlak niteliğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25888

Hayır, verilemez. CMK m. 100/4, belirli suçlar için mutlak bir 'tutuklama yasağı' öngörmektedir. Bu maddeye göre, 'Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.' Bu yasak, mutlak niteliktedir. Yani, şüpheli hakkında çok kuvvetli suç şüphesi bulunsa ve kaçacağına veya delilleri karartacağına dair somut ve güçlü deliller olsa dahi, eğer suç bu yasak kapsamındaysa, hakim hiçbir şekilde tutuklama kararı veremez. Bu düzenlemenin temelinde 'ölçülülük' ilkesi yatar. Kanun koyucu, daha az ağır suçlar için, sonuçta verilebilecek ceza ile kıyaslandığında, tutuklama gibi ağır bir koruma tedbirinin uygulanmasını orantısız bulmuş ve bu tedbire başvurulmasını en baştan yasaklamıştır. Örneğin, hakaret suçu (TCK m. 125, üst sınırı 2 yıl) veya güveni kötüye kullanmanın basit hali (TCK m. 155, üst sınırı 2 yıl) gibi suçlarda, şüpheli tüm delilleri yok etmeye çalışsa veya yurtdışına kaçmak üzereyken havaalanında yakalansa bile tutuklanamaz. Hakim, bu durumda en fazla adli kontrol tedbirlerine (yurtdışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü vb.) başvurabilir. Yasağın tek istisnası, 'vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen' suçlardır; yani kasten yaralama (TCK m. 86) suçunun basit halinde üst sınır 2 yıldan az olsa bile tutuklama kararı verilebilir.