Bir ceza davasında şüpheli, CMK m. 100/3'te sayılan katalog suçlardan biri olan 'uyuşturucu madde ticareti' (TCK m. 188) şüphesiyle tutuklanmıştır. Şüpheli müdafii, müvekkilinin sabit ikametgah sahibi olduğunu, kaçma şüphesinin bulunmadığını ve delillerin büyük ölçüde toplanmış olduğunu belirterek tutukluluğa itiraz etmiştir. Sulh Ceza Hakimliği, sadece suçun katalog suçlardan olmasını yeterli görerek itirazı reddedebilir mi? 'Tutuklama nedeni varsayımı' kavramını ve bu varsayımın çürütülüp çürütülemeyeceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25887

Sulh Ceza Hakimliği, sadece suçun katalog suçlardan olmasını yeterli görerek itirazı reddetmemelidir. CMK m. 100/3, maddede sayılan suçların işlendiğine dair 'kuvvetli şüphe' bulunması halinde, bir tutuklama nedeninin (kaçma, delil karartma vb.) 'var sayılabileceğini' düzenler. Bu bir 'karine' veya 'varsayım'dır. Ancak bu varsayım, mutlak ve çürütülemez bir karine değildir. 'Tutuklama nedeni varsayımı'nın anlamı, hakim veya mahkemenin, katalog bir suç şüphesi karşısında, ayrıca kaçma veya delil karartma tehlikesinin varlığını somut olgularla uzun uzun ispatlamak zorunda olmamasıdır. Kanun, bu suçların ağırlığı ve niteliği gereği, bu tehlikelerin genellikle var olduğunu peşinen kabul eder. Ancak bu varsayımın aksi ispat edilebilir. Şüpheli veya müdafii, somut olayın özelliklerine göre kaçma veya delil karartma tehlikesinin bulunmadığını somut delillerle ortaya koyabilirse, bu varsayım çürütülebilir. Örneğin, şüphelinin sağlık durumu, ailevi bağları, iş durumu, tüm delillerin toplanmış ve tanıkların dinlenmiş olması gibi olgular, kaçma ve delil karartma tehlikesinin kalmadığını gösterebilir. Ayrıca, CMK m. 100/1'deki 'ölçülülük' ilkesi gereği, tutuklama kararının her zaman bir 'ultima ratio' (son çare) olması gerekir. Eğer adli kontrol gibi daha hafif bir koruma tedbiri ile aynı amaca ulaşılabilecekse, suç katalog suçlardan olsa bile tutuklama kararı verilmemelidir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları da tutuklamanın gerekçelerinin her aşamada somut, bireyselleştirilmiş ve yeterli olması gerektiğini, soyut ve basmakalıp ifadelere dayandırılamayacağını vurgulamaktadır. Dolayısıyla, hakim sadece 'suç katalog suçtur' diyerek talebi reddederse, bu yetersiz gerekçe nedeniyle karar hukuka aykırı olur.