AYM'nin 2013/6319 sayılı kararının yazar tarafından yapılan eleştirisinin temel noktası nedir? Yazar, AYM'nin 'etkili soruşturma' yorumunun, Cumhuriyet savcısının CMK m. 172'deki yetkisine bir müdahale teşkil ettiğini neden savunmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25873

Yazarın eleştirisinin temel noktası, Anayasa Mahkemesi'nin, savcılığın soruşturmasını 'etkili' bulmasına rağmen, sırf olayda ölüm olduğu ve failin güvenlik gücü olduğu için dava açılmasını zorunlu kılan yorumunun, mevcut ceza muhakemesi sistemine ve savcının yasal yetkilerine açık bir müdahale olduğudur. Yazar, CMK m. 172/1'in emredici bir hüküm olduğunu vurgulamaktadır. Bu maddeye göre, Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için 'yeterli şüphe' oluşturacak delil elde edememişse veya kovuşturma olanağı yoksa, 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir'. Bu, savcının takdirine bağlı bir durum değil, yasal bir zorunluluktur. AYM kararında, polisin silah kullanımının hukuka uygun (meşru müdafaa/kanun hükmü) olduğu, yani bir suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda, savcının 'yeterli şüphe' bulamayarak KYOK vermesi, CMK'ya tamamen uygun bir işlemdir. Yazara göre AYM'nin 'bu tür olaylarda mutlaka dava açılmalıdır' şeklindeki yaklaşımı, CMK m. 172'yi fiilen işlevsiz kılmakta ve savcıyı, yeterli şüphe olmasa bile, sırf olayın niteliği nedeniyle iddianame düzenlemeye zorlamaktadır. Bu durum, 'itham sistemi'nin özünü zedeler, savcının bağımsızlığına müdahale eder ve bireyin 'lekelenmeme hakkı' ile 'masumiyet karinesini' ihlal eder. Çünkü yeterli şüphe olmadan bir kişiyi (polis memurunu) sanık sıfatıyla mahkeme önüne çıkarmak, başlı başına lekeleyici bir durumdur. Yazar, AYM'nin bu kararıyla kanunun üstüne çıkarak subjektif bir ölçütle savcının yetki alanına girdiğini ve bunun hukuki dayanağının olmadığını savunmaktadır.