Anayasa Mahkemesi'nin 2013/6319 numaralı bireysel başvuru kararında, polisin silah kullanımı sonucu ölümle sonuçlanan bir olayda, yaşam hakkının 'esasının' ihlal edilmediğine ancak 'usul boyutunun' ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu iki kavram arasındaki farkı ve AYM'nin bu sonuca ulaşırken dayandığı temel argümanı açıklayınız. AYM'ye göre 'etkili soruşturma' yükümlülüğü bu tür olaylarda neden sadece savcılık soruşturması ile yerine getirilmiş sayılmaz?
Yaşam hakkının 'esası', devletin bireyin yaşamını kasten ve hukuka aykırı olarak sonlandırmamasını ifade eder. 'Usul boyutu' ise, bir ölüm olayı meydana geldiğinde, devletin bu olayın nedenlerini, koşullarını ve sorumlularını ortaya çıkarmak için etkili bir resmi soruşturma yürütme pozitif yükümlülüğünü ifade eder. AYM'nin 2013/6319 sayılı kararında, polisin silah kullanımının, üç polisi öldüren ve kaçmakta olan tehlikeli bir zanlıyı durdurmak için 'mutlak zorunlu' ve 'ölçülü' olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, devletin negatif yükümlülüğünü ihlal etmediği, yani yaşam hakkının 'esasının' ihlal edilmediği kabul edilmiştir. Ancak AYM, 'usul boyutu' açısından bir ihlal tespit etmiştir. Mahkeme'ye göre, özellikle güvenlik güçlerinin potansiyel olarak öldürücü güç kullandığı durumlarda 'etkili soruşturma', sadece savcılığın dosya üzerinden delil toplayıp bir sonuca varmasından ibaret değildir. Bu tür olaylarda, devletin hesap verebilirliğini sağlamak ve kamu denetimini temin etmek için, olayın bir mahkeme tarafından, yani duruşmalı bir 'kovuşturma' aşamasından geçmesi kritik bir önem taşır. Savcılığın soruşturmayı çok ayrıntılı yapmış olması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) vermesi, bu yükümlülüğü yerine getirmek için yeterli değildir. Çünkü KYOK kararı, sürecin kamuya kapalı kalmasına ve ölenin yakınlarının sürece tam olarak katılarak delilleri tartışma ve tanıkları sorgulama gibi haklarını kullanamamasına yol açar. AYM, bu durumun, kamu gücünü kullananların eylemlerinin cezasız kalabileceği yönünde bir şüphe doğurabileceğini ve bu nedenle yaşam hakkının usul boyutunun gerektirdiği 'etkili soruşturma' standardını karşılamadığını belirtmiştir. Özetle, AYM'ye göre bu tür hassas olaylarda maddi gerçeğin tüm şüphelerden arındırılmış bir şekilde ortaya konulması, ancak aleni bir yargılama ile mümkün olabilir.