Bir idari işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi halinde, idarenin bu kararı uygulama yükümlülüğü ne zaman başlar ve bu yükümlülüğün azami süresi nedir? İdarenin bu kararı uygulamaması veya geç uygulaması halinde, davacının başvurabileceği hukuki ve cezai yollar nelerdir? İYUK m. 28 ve TCK m. 257 arasındaki ilişkiyi kurarak cevaplayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25871

İdarenin YD kararını uygulama yükümlülüğü, kararın idareye tebliğ edilmesiyle başlar. İYUK m. 28/1 uyarınca, idare bu kararın gereklerine göre 'gecikmeksizin' işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Aynı fıkra, bu süre için bir azami sınır belirlemiştir: 'Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.' İdarenin bu kararı uygulamaması veya 30 günlük süreyi geçirmesi halinde davacının başvurabileceği yollar şunlardır: 1. **Hukuki Sorumluluk (Tazminat Davası):** İYUK m. 28/3 uyarınca, mahkeme kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde, idare aleyhine Danıştay veya ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Kararın uygulanmamasından kaynaklanan zararların (örneğin görevine dönemeyen memurun mahrum kaldığı maaşlar) tazmini bu yolla istenir. 2. **Cezai Sorumluluk (Görevi Kötüye Kullanma):** Yargı kararını uygulamamak, kamu görevlileri için bir suç teşkil edebilir. TCK m. 257'de düzenlenen 'Görevi Kötüye Kullanma' suçu, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine neden olan kamu görevlilerini cezalandırmaktadır. Mahkeme kararını kasten uygulamayan veya uygulamayı geciktiren kamu görevlisi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulabilir. Bu durum, idari yargı kararının uygulanmasının sadece bir idari yükümlülük değil, aynı zamanda ceza hukukuyla da korunan bir zorunluluk olduğunu gösterir.