Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/18871 E. sayılı kararında, mahkemenin hem kısa kararında hem de gerekçeli kararında ziynet eşyaları için 'aynen, değilse bedelinin tahsiline' şeklinde terditli bir hüküm kurması neden eleştirilmiştir? Terditli hüküm kurulmasının usule aykırı olduğu söylenebilir mi?
Hayır, terditli hüküm kurulması tek başına usule aykırı değildir. Özellikle istihkak ve iadeye ilişkin davalarda, 'aynen iade, mümkün değilse bedelinin tahsili' şeklinde terditli (kademeli) talepte bulunulabilir ve mahkeme de bu şekilde karar verebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin kararındaki sorun, terditli hükmün kendisi değil, bu hüküm ile kararın gerekçesi ve diğer unsurları arasındaki çelişkidir. Kararda, mahkemenin kısa ve gerekçeli kararının hüküm fıkralarında belirli bir bedele hükmetmesine rağmen, gerekçe kısmında bu bedeli sehven yazdığını belirterek farklı bir miktardan bahsetmesi ve daha sonra bunu bir 'düzeltme şerhi' ile gidermeye çalışması eleştirilmiştir. Asıl sorun, kararın kendi içindeki tutarsızlık ve HMK m. 298/2'ye aykırı olarak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasıdır. Eğer karar kendi içinde tutarlı olsaydı, 'aynen iade, mümkün değilse bedelinin tahsili' şeklindeki terditli hüküm usule uygun kabul edilecekti.