HMK m. 297/2 ve 298/2, kısa karar ile gerekçeli kararın uyumlu olmasını gerektirir. Mahkemenin, kısa kararında yer vermediği bir davalıyı (örneğin asli müdahili), gerekçeli kararına eklemesi ve onun hakkında da hüküm kurması mümkün müdür?
Hayır, kesinlikle mümkün değildir. Bu, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki uyum kuralının en ağır ihlallerinden biridir. Kısa kararın tefhimiyle birlikte, davanın tarafları ve konusu sabitlenmiş olur. Mahkeme, davadan elini çektikten sonra, yargılamanın tarafı olmayan bir kişiyi gerekçeli karara ekleyerek onun hakkında hüküm kuramaz. Bu durum, sadece bir çelişki değil, aynı zamanda o kişi açısından 'savunma hakkının' ve 'hukuki dinlenilme hakkının' (HMK m. 27) tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelir. Çünkü bu kişi, yargılamanın hiçbir aşamasına dahil olmamış, iddia ve savunmalarını sunamamış, delil gösterememiştir. Yargıtay, böyle bir kararı, sadece usuli bir çelişki nedeniyle değil, aynı zamanda adil yargılanma hakkının temelden ihlal edilmesi nedeniyle de bozar. Taraf teşkili sağlanmadan bir kişi hakkında hüküm kurulamaz.