Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/20284 E. sayılı kararında, mahkemenin gerekçeli kararında dava dışı bir kişiden 'alt işveren' olarak bahsedip onun da sorumlu olduğuna karar verdiği, ancak hüküm fıkrasında bu kişi hakkında bir karar kurmadığı belirtilmiştir. Bu durum, sadece bir gerekçe-hüküm çelişkisi midir, yoksa başka bir temel usul ihlalini de barındırır mı?
Bu durum, birden fazla temel usul ihlalini barındırır. 1) Gerekçe-Hüküm Çelişkisi: En bariz hata budur. Gerekçede sorumlu tutulan bir kişi hakkında hüküm fıkrasında olumlu/olumsuz bir karar kurulmaması, HMK m. 297 ve 298'e aykırı açık bir çelişkidir. 2) Taraf Teşkilinin Sağlanmaması: Daha da önemlisi, eğer bu 'dava dışı' kişi, yargılama sırasında usulüne uygun olarak davaya dahil edilmemişse (yani, kendisine dava dilekçesi tebliğ edilip savunma hakkı tanınmamışsa), mahkemenin onun hakkında herhangi bir sorumluluk kararı vermesi 'savunma hakkının' ve 'hukuki dinlenilme hakkının' (HMK m. 27) ağır bir ihlalidir. Bir kişi, bir davanın usulüne uygun tarafı haline getirilmeden, o dava sonucunda hakkında bir borç veya yükümlülük yaratılamaz. Dolayısıyla, bu durum sadece bir çelişki değil, aynı zamanda adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan taraf teşkilinin sağlanmaması gibi çok daha köklü bir usul ihlalidir.