CMK m. 237/2 uyarınca, kanun yolu muhakemesinde davaya katılma kural olarak mümkün değildir. Bir tüzel kişinin, ilk derece mahkemesi karar verdikten sonra, ancak gerekçeli karar henüz yazılmamışken katılma talebinde bulunması, bu kuralın bir ihlali midir?
Bu durum, kuralın lafzı ve ruhu açısından bir ihlal teşkil etmez. CMK m. 237/1, katılma talebinin 'hüküm verilinceye kadar' yapılabileceğini belirtir. 'Hükmün verilmesi', HMK m. 294'te de belirtildiği gibi, kısa kararın duruşmada 'tefhim edilmesi' anıdır. Dolayısıyla, hukuken katılma talebi için son an, kısa kararın tefhim edildiği andır. İlk derece mahkemesi kısa kararı tefhim ettikten sonra, yargılama o mahkeme nezdinde sona ermiş olur. Artık 'kanun yolu muhakemesi' süreci başlamıştır. Bu nedenle, kısa kararın tefhiminden sonra, gerekçeli karar yazılmamış olsa bile, yapılacak bir katılma talebi 'kanun yolu muhakemesinde' yapılmış sayılır ve CMK m. 237/2'deki yasağa takılır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/13124 E. sayılı kararında da, hükümden sonra yapılan katılma talebi bu gerekçeyle reddedilmiştir. Katılma talebinin, kovuşturma evresi bitmeden yapılması esastır.