Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/1703 E. sayılı muris muvazaası kararında, davacının hem tapu iptali-tescil hem de tazminat talebinde bulunabileceği belirtilmiştir. Eğer temlik edilen taşınmaz, dava devam ederken davalı tarafından iyi niyetli bir üçüncü kişiye satılmışsa, davacının talebi neye dönüşür ve tazminat miktarı hangi tarihe göre belirlenmelidir?
Bu durumda, taşınmaz iyi niyetli üçüncü kişiye (TMK m. 1023) satıldığı için, artık tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili mümkün değildir. Çünkü iyi niyetli üçüncü kişinin mülkiyet kazanımı korunur. Bu durumda, davacının tapu iptal-tescil talebi, kendiliğinden 'tazminat' talebine dönüşür. Davacı, miras hakkından yoksun kalmasına neden olan davalıdan (muvazaalı temliki alan kişi), miras payına karşılık gelen bir bedel talep edebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tazminatın miktarı, taşınmazın 'dava tarihindeki' gerçek (rayiç) değerine göre belirlenir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin kararında da bu ilkeye işaret edilerek, mahkemenin tazminat miktarını ve faiz başlangıcını bu esasa göre belirlemesi gerektiği, aksi yöndeki bir uygulamanın hatalı olacağı belirtilmiştir.