Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/1913 E. sayılı kararında, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, adli para cezasının doğrudan 'elde olunan haksız yararın iki katı' olarak belirlenmesi neden hatalı bulunmuştur? Bu durumun infazda yaratacağı tereddüt nedir?
Bu uygulama, TCK m. 52'de düzenlenen gün-para sisteminin mantığına aykırı olduğu için hatalı bulunmuştur. TCK m. 158'in son cümlesi, cezanın 'miktarının' menfaatin iki katından az olamayacağını söyler, ancak cezanın 'belirlenme yöntemini' değiştirmez. Ceza, her zaman gün-para sistemine göre, yani 'gün sayısı x günlük miktar' formülüyle belirlenmelidir. Mahkemenin doğrudan bir meblağ (örneğin 20.000 TL) olarak ceza tayin etmesi, bu sistemi atlaması anlamına gelir. Bu durumun infazda yaratacağı en büyük tereddüt, 5275 sayılı Kanun m. 106'nın uygulanmasındadır. Bu maddeye göre, ödenmeyen adli para cezası 'güne' çevrilerek hapis olarak infaz edilir. Eğer mahkeme, hükümde bir 'gün sayısı' belirtmemiş, sadece bir 'meblağ' belirtmişse, infaz savcılığı bu meblağı kaç güne karşılık gelen hapse çevireceğini bilemez. Bu durum, hükmün infazını imkansız hale getirir. Bu nedenle Yargıtay, mahkemenin önce menfaatin iki katına denk gelecek asgari 'gün sayısını' bulmasını, artırım ve indirimleri bu gün üzerinden yapmasını ve en son çıkan gün sayısını paraya çevirmesini emrederek bu hatayı düzeltmiştir.