Bir sanığın, TCK m. 165 uyarınca suç eşyasını satın almaktan mahkum olduğu bir davada, hapis cezası alt sınırdan (6 ay) tayin edilmiş, adli para cezası ise 5 gün yerine 120 gün olarak belirlenmiştir. Bu durumda sanık lehine olan 'hapis cezasının alt sınırdan belirlenmesi' ile aleyhine olan 'adli para cezasının üst sınırdan belirlenmesi' arasında nasıl bir çelişki vardır ve bu durum TCK m. 3 (orantılılık ilkesi) açısından nasıl değerlendirilmelidir?
Bu durum, cezanın bireyselleştirilmesinde kullanılan takdirin tutarsız olduğunu gösteren bir çelişkidir. TCK m. 61'e göre, hakim temel cezayı belirlerken suçun işleniş biçimi, sanığın kusuru, meydana gelen zarar gibi ortak kriterleri kullanır. Mahkemenin, hapis cezasını alt sınırdan belirlemesi, bu kriterler açısından suçu ve sanığı hafifletici bir değerlendirme yaptığını gösterir. Bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra, aynı suça ilişkin ve aynı kriterlere dayanan adli para cezasının gün sayısını, hiçbir ek gerekçe göstermeden alt sınırdan (5 gün) ciddi şekilde uzaklaştırarak (120 gün) belirlemesi, kendi takdiriyle çelişmesidir. Bu durum, TCK m. 3'te düzenlenen 'suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur' şeklindeki orantılılık ilkesine de aykırılık teşkil edebilir. Çünkü aynı fiilin bir parçası olan yaptırımlar (hapis ve para cezası) arasında orantısız bir takdir kullanılmıştır. Yargıtay, bu tür çelişkili kararları, gerekçesizlik ve orantılılık ilkesine aykırılık nedeniyle bozmaktadır.