HMK m. 294/1, mahkemenin 'usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir' der. Bir davada, mahkemenin 'davanın açılmamış sayılmasına' karar vermesi ile 'davanın reddine' karar vermesi arasında, davacının hakları açısından ne gibi temel bir fark vardır?
İki karar arasında, davacının hakları ve davanın geleceği açısından çok temel bir fark vardır. 1) Davanın Açılmamış Sayılmasına Karar Verilmesi: Bu karar, genellikle HMK m. 150 uyarınca davanın takipsiz bırakılması gibi usuli nedenlerle verilir. Bu karar, 'yok hükmünde' bir dava yaratır. En önemli sonucu, davanın açılmasıyla meydana gelen hukuki sonuçların (zamanaşımının kesilmesi, hak düşürücü sürenin korunması, derdestlik) geriye etkili olarak ortadan kalkmasıdır. Davacı, aynı davayı yeniden açabilir, ancak bu yeni bir dava olur ve zamanaşımı veya hak düşürücü süreler dolmuşsa hak kaybına uğrayabilir. 2) Davanın Reddine Karar Verilmesi: Bu karar, davanın ya usulden (görev, yetki, ehliyet, süre aşımı vb.) ya da esastan (iddiaların ispatlanamaması) reddedildiğini gösterir. Bu karar kesinleştiğinde, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuda yeniden dava açılamaz. Bu durum 'kesin hüküm' (HMK m. 303) teşkil eder. Davacının hakkını arayabileceği tek yol, bu ret kararına karşı kanun yollarına (istinaf/temyiz) başvurmaktır. Kısacası, birinde dava hiç açılmamış gibi hukuki sonuçlar doğarken, diğerinde dava açılmış ve kesin bir sonuçla (ret) bitirilmiş olur.