Bir tüzel kişinin (örneğin Hazine), kanunda özel olarak katılma hakkı tanınan bir suçtan (örneğin rüşvet) açılan davaya katılabilmesi için, ayrıca CMK m. 237 uyarınca 'suçtan doğrudan zarar gördüğünü' ispatlaması gerekir mi? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10052 E. sayılı kararındaki yaklaşım nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258652

Hayır, ispatlaması gerekmez. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10052 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir tüzel kişinin davaya katılması için iki alternatif yol vardır: ya CMK m. 237'deki genel şart (doğrudan zarar görme) ya da özel kanun hükmü. Eğer 3628 sayılı Kanun'un 18. maddesi gibi bir özel kanun hükmü, Hazine'ye rüşvet gibi belirli suçlarda 'doğrudan katılma hakkı' tanıyorsa, bu artık bir 'yasal karine' niteliğindedir. Kanun koyucu, bu suçlarda Hazinenin her zaman zarar gördüğünü varsaymış ve ona mutlak bir katılma hakkı vermiştir. Bu durumda, mahkemenin ayrıca Hazine'nin bu suçtan doğrudan zarar görüp görmediğini araştırmasına gerek yoktur. Hazine'nin usulüne uygun bir dilekçe ile başvurması, katılan olarak kabul edilmesi için yeterlidir. Bu, özel kanun hükmünün genel kurala (CMK m. 237) göre öncelikli olarak uygulanmasının bir sonucudur.