5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilmesinin, mahkemelerin hak yoksunluklarına ilişkin kararlarını nasıl etkilediği, sunulan Yargıtay kararlarından (ör: Yargıtay 7. CD, 2014/30938 E.) anlaşılmaktadır? Mahkemeler artık TCK m. 53'ü uygularken neye dikkat etmelidir?
Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli kararı, TCK m. 53'ün uygulanmasını önemli ölçüde değiştirmiştir. Sunulan Yargıtay kararlarından da anlaşıldığı gibi, mahkemeler artık TCK m. 53'ü uygularken şu hususlara dikkat etmelidir: 1) İptal Edilen Bölümlerin Uygulanmaması: AYM kararıyla iptal edilen ibareler (örneğin m. 53/1-b'deki '...ve diğer siyasi hakları kullanmaktan') artık hüküm fıkrasına yazılamaz. 2) Koşullu Salıverme Sonrası Durum: TCK m. 53/3 uyarınca, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin yoksunluğun, sadece koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu dışındaki kişiler için ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği ayrımının hükümde net bir şekilde yapılması gerekir. Yargıtay 7. CD'nin 2014/30938 E. sayılı kararında, mahkemenin bu ayrımı gözetmemesi eleştirilmiş ve hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. 3) Genel Atıftan Kaçınma: Mahkemeler artık 'TCK m. 53'ün uygulanmasına' şeklinde genel bir atıf yapmak yerine, 'Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek, TCK m. 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine' gibi daha özenli ve AYM kararını dikkate alan ifadeler kullanmalıdır. Bu, kararların hukuka uygunluğunu ve infaz edilebilirliğini sağlamak için zorunludur.