HMK m. 294/3'e göre 'Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur'. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/3662 E. sayılı kararında, kısa kararda para cezasının muhatabının belirsiz bırakılması, bu ilkenin hangi yönüyle çelişir?
Bu durum, ilkenin 'hüküm sonucunun' açık ve belirli olması gerektiği yönüyle çelişir. HMK m. 294/3, sadece bir okuma eylemini değil, aynı zamanda 'hüküm sonucunun' tutanağa geçirilmesini emreder. Bu 'hüküm sonucu' ise HMK m. 297/2'de tanımlandığı gibi, 'açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak' nitelikte olmalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/3662 E. sayılı kararında, birleştirilen iki ayrı davada, mahkeme kısa kararda sadece 'davacının... para cezası ile cezalandırılmasına' şeklinde hüküm kurmuştur. Bu hüküm, hangi davacının (asıl davanın mı, birleşen davanın mı) cezalandırıldığı konusunda bir belirsizlik içermektedir. Dolayısıyla, tutanağa geçirilen 'hüküm sonucu', kanunun aradığı açıklık niteliğinden yoksundur. Bu, tefhim işleminin kendisinin usulüne uygun yapılmadığı anlamına gelir. Tefhim edilen şeyin kendisi hukuken sakat olduğu için, tefhim eylemi de geçerli bir hukuki sonuç doğurmaz.