CMK m. 237/1'e göre mağdur, hüküm verilinceye kadar davaya katılabilir. Peki, ilk derece mahkemesinde katılma talebinde bulunmayan ancak kararı istinafa veya temyize götüren mağdurun bu başvurusu, katılma iradesi olarak yorumlanıp, kanun yolu merciince katılmasına karar verilebilir mi?
Hayır, bu mümkün değildir. Bu durum, CMK m. 237/2'deki istisnanın kapsamı dışındadır. Kanun yolu merciinin (Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay) katılmasına karar verebileceği tek durum, katılma talebinin 'ilk derece mahkemesinde ileri sürülmüş olup da reddolunması veya karara bağlanmaması' halidir. Eğer mağdur, ilk derece yargılaması boyunca hiç katılma talebinde bulunmamışsa, bu hakkını kovuşturma evresinde kullanmamış demektir. CMK m. 237/2'nin ilk cümlesi ('Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz.') bu durumu net bir şekilde yasaklar. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinde sessiz kalan bir mağdurun, sonradan kararı kanun yoluna taşıması, ona 'katılan' sıfatını kazandırmaz ve kanun yolu merciinin onu davaya katılmasına karar verme yetkisi yoktur. Bu durumda, mağdurun 'suçtan zarar gören' sıfatıyla kanun yoluna başvurma hakkı (CMK m. 260) ayrıca değerlendirilir, ancak bu ona 'katılan' sıfatının tüm haklarını (örneğin vekalet ücreti talep etme gibi) vermez.