HMK m. 294 ve 297 uyarınca bir mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki olması bozma nedenidir. Bu kural, ceza yargılamasında verilen mahkumiyet hükümleri için de kıyasen uygulanabilir mi? Ceza mahkemesinin gerekçesinde sanığın eylemini 'basit yaralama' olarak nitelendirip, hüküm fıkrasında 'silahla yaralama' suçundan ceza vermesi nasıl bir sonuç doğurur?
Evet, bu kural ceza yargılaması için de temel bir usul ilkesidir ve kıyasen uygulanır. CMK m. 230 ve 232, hükmün gerekçesini ve unsurlarını düzenleyerek benzer bir amaca hizmet eder. Bir ceza mahkemesinin, gerekçesinde sanığın eylemini 'basit yaralama' (TCK m. 86/2) olarak hukuken nitelendirip delilleri bu yönde tartıştıktan sonra, hüküm fıkrasında TCK m. 86/3-e'ye göre 'silahla yaralama' suçundan ceza vermesi, kararın kendi içinde açık ve vahim bir çelişki taşıdığını gösterir. Bu durum, mahkemenin hangi suçun işlendiği konusunda net bir kanaate varamadığını veya kararı hatalı yazdığını gösterir. Böyle bir karar, hem sanığın hangi suçtan mahkum olduğunu anlamasını engeller hem de hukuki denetimi imkansız kılar. Yargıtay, bu tür bir çelişkiyi, Anayasa'nın 141. maddesindeki gerekçeli karar hakkının ve CMK'nın ilgili hükümlerinin ihlali sayarak re'sen bozma nedeni kabul eder.