HMK m. 297/2 ve 298/2 uyarınca, kısa karar ile gerekçeli kararın uyumlu olması kuralı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından nasıl bir öneme sahip görülmektedir ve bu kuralın ihlali durumunda tarafların temyiz sebebi olarak ileri sürmesi gerekir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu kurala son derece büyük bir önem atfetmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/13-518 E. sayılı kararında da atıf yapılan 10.04.1992 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, bu çelişkinin varlığı 'kamu düzeni' ile ilgilidir. Bu nedenle, Yargıtay bu hususu 're'sen' (kendiliğinden) gözetir. Tarafların bu konuyu bir temyiz sebebi olarak ileri sürüp sürmemelerinin hiçbir önemi yoktur. HGK'ya göre, çelişkinin tespiti halinde, 'başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin' kararın salt bu nedenle bozulması gerekir. Bu katı tutumun sebebi, Yargıtay'ın da belirttiği gibi, tefhim edilen hüküm ile gerekçeli kararın farklı olmasının 'kamunun mahkemelere olan güvenini sarsacağı' düşüncesidir. Bu, yargı kararlarının tutarlılığı ve güvenilirliğinin, davanın taraflarının iradesinden daha üstün bir kamu yararı taşıdığını gösterir.