Bir sanığın, miktar itibarıyla kesin nitelikte olan (örneğin 2007'de verilmiş 500 TL) bir adli para cezası mahkumiyeti, YCGK 2016/860 E. sayılı kararına göre tekerrüre esas alınamaz. Peki, bu mahkumiyet sanığın adli sicil kaydında görünür mü ve hakimin TCK m. 61 uyarınca cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #258579

Evet, bu mahkumiyet adli sicil kaydında görünür ve hakim tarafından cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilir. YCGK'nın 2016/860 E. sayılı kararı, kesin nitelikteki adli para cezalarının 'tekerrür hükümlerinin uygulanmasına' (TCK m. 58) esas alınamayacağını belirtmektedir. Bu, hukuki ve teknik bir sonuçtur ve CMUK m. 305'in amir hükmüne dayanır. Ancak bu, mahkumiyetin 'yok' sayıldığı anlamına gelmez. Mahkumiyet, Adli Sicil Kanunu uyarınca kayda alınır. Hakim, TCK m. 61 uyarınca temel cezayı belirlerken, sanığın 'kişiliği, geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları' gibi unsurları değerlendirmekle yükümlüdür. Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve kesinleşmiş olan bu mahkumiyet, sanığın 'geçmişi' ve 'suç işleme konusundaki eğilimi' hakkında hakime bir fikir verir. Dolayısıyla, hakim bu mahkumiyeti, TCK m. 58'i uygulamadan, sadece temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirlemek için bir takdir nedeni olarak kullanabilir. Yani, tekerrürün hukuki sonuçları doğmaz ama cezanın bireyselleştirilmesinde bir kriter olarak değerlendirilebilir.