5237 sayılı TCK'nın 52. maddesi, adli para cezasını 'beş günden az... olmamak üzere' şeklinde düzenler. Ancak TCK m. 158'de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunda, 'adli para cezasının miktarı... suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz' denilmektedir. Bu iki hüküm çatıştığında hangisi uygulanır?
Bu durumda, özel ve daha ağır sonuç doğuran TCK m. 158'in son cümlesi uygulanır. Bu, 'özel normun genel norma önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesinin bir gereğidir. TCK m. 52, adli para cezasının genel çerçevesini ve asgari sınırını (5 gün) çizen genel bir hükümdür. TCK m. 158'in son cümlesi ise, sadece bu maddede sayılan belirli nitelikli dolandırıcılık halleri için öngörülmüş, özel ve ağırlaştırıcı bir hükümdür. Kanun koyucu, bu suç tiplerinde elde edilen haksız menfaatin yüksekliğini ve suçun yarattığı kamu zararını dikkate alarak, genel asgari sınırdan daha ağır bir alt sınır belirlemiştir. Bu nedenle, hakim, TCK m. 158 kapsamındaki bir suçta adli para cezasına hükmederken, TCK m. 52'deki 5 gün alt sınırına bağlı değildir. Cezayı, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/1913 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde hesaplanan gün sayısı üzerinden belirlemek zorundadır.